Zekeriya Efiloğlu, Ajans Hattı'na konuştu

Eğitimci-Yazar Zekeriya Efiloğlu ile kitaba ve insana dair çok önemli bir söyleşi gerçekleştirdik. Ünlü yazar, Genel Yayın Yönetmenimiz Ercan Ertan'ın sorularını içtenlikle yanıtladı. Zekeriya Efiloğlu kimdir? Yeni kitaplar gündemde mi? Neden yazar oldu? Okurlarına ne tavsiye ediyor? YouTube projesi yapacak mı? Hepsi ve daha fazlası haberimizde...

Zekeriya Efiloğlu, Ajans Hattı'na konuştu
29 Ocak 2020 - 15:03

  • Ajanshatti.com olarak Kültür ve Sanat alanında ilk röportajımızı gerçekleştiriyoruz. Bu hafta röportaj köşemizde son yılların yükselen isimlerinden Eğitimci – Yazar Zekeriya Efiloğlu’nu ağırlıyoruz. Kendisi eğitimci olmasının yanı sıra Gaziantep’te spor alanında da hem gençlere hem de vatandaşlara gösterdiği azami hizmetlerle de dikkat çekiyor. Sayın Zekeriya Efiloğlu, Genel Yayın Yönetmenimiz Ercan Ertan’ın sorularını içtenlikle yanıtladı. Söz Zekeriya Efiloğlu'nda...

ZEKERİYA EFİLOĞLU KİMDİR?

Ordu ilinin Akkuş ilçesinde doğdum. İlkokulu Ünye Anafartalar İlkokulu'nda, ortaokul ve liseyi yatılı olarak Samsun Ladik Akpınar Öğretmen Lisesi'nde okudum. Burdur Eğitim Fakültesi'nden 1993 yılında mezun olduktan sonra öğretmenlik hayatına başladım. İlkokul öğretmenliği, okul müdürlüğü, sendika başkanlığı, öğretmenevi müdürlüğü, lise müdürlüğü derken şimdi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gençlik Spor Daire Başkanı olarak çalışmaktayım. Türkiye Yazarlar Birliği'nin Gaziantep kurucu başkanlığını yaptım. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Bir yıl kendi hazırlayıp sunduğum televizyon programları, bir yıl da radyo programları hazırladım. 18 tane kitabım var Türkiye'nin değişik yerlerinde verdiğim konferanslarda dilimin döndüğü kadar, anne sevgisi, aile içi iletişim konularını işlemeye devam ediyorum. Evliyim 3 tane de çocuğum var.

“YALNIZLIK DUYGUSU BENİ YAZMAYA İTTİ…”

SORU: Yazarlık sizce nedir? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?
Yazarlık benim en mutlu olduğum andır, beni yazmaya iten neden anne ve babamın 11 yaşında ayrıldıktan sonra içine düşmüş olduğum yalnızlık olarak tarif edebilirim. Sadece yalnızlık da değil yalnızlık ile beraber devam eden acılar, sıkıntılar ve sevgisiz bir ortamda büyümek... Bunlar birbirlerini tetikledi tabii, ondan sonra yazmaya dönük kabiliyetim olduğunu keşfettim ve yazmaya başladım. Beni yazarlığa iten sebep budur ve yazmak en mutlu olduğum, en keyif aldığım andır.


 
SORU: Fuarlara çok önem verdiğinizi görüyoruz. Fuarlar sizin için ne anlam ifade ediyor?
Son 5 yılda Türkiye'de 100'e yakın kitap fuarına katıldım. İki tanesi yurt dışındaydı... Kitap fuarlarında okurlarınızla birebir konuşuyorsunuz, sohbet ediyorsunuz onların yüzlerine bakıyorsunuz, onların duygularını anlamaya çalışıyorsunuz, tabii bunun yanında değişik insanlar, değişik yazarlar ve değişik yöntemler görüyorsunuz. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığı zaman kitap fuarlarının çok ciddi önemi var bence, ayrıca yeni yazacağımız veya yeni yapacağımız projelerle alakalı birikim de sağlıyor. Kısacası kitap fuarlarına çok önem vermemin sebebi de bu. Ayrıca kitap fuarları ne kadar çok olursa kitaba olan ilginin de o kadar çok artacağını düşünüyorum.

“ÖZGÜN BİR YAPI OLUŞTURMA GAYRETİNDEYİM”

SORU: Kitaplarınız ilgiyle okunuyor. Ama bu işin bir de mutfağı var. Yazarken bir çırpıda yazanlardan mısınız yoksa araştırma evresinin ardından yazıp yazıp silenlerden misiniz?
Elbette bir çırpıda yazılmıyor, mesela; Kalbime Yazdım Seni romanım dört buçuk yılda yazıldı... Bana Aşkımızı Anlat, Olduğum Gibi Sev Beni ve Eşim İsterse Olur kitaplarının mazisi çok daha uzun. Bunlar 7-8 yıllık mazisi olan ve bir birikim neticesinde ortaya çıkan kitaplardı. Özellikle ben aşk konusunda özgün olmaya gayret gösteriyorum, bu da ciddi araştırmalar gerektiriyor. Mevlana'dan Yunus Emre'den aşkla ilgili daha evvel söz söylemiş insanlardan etkilenmeden özgün bir yapı, özgün bir takım tanımlar oluşturma çabasındayım ve gayretindeyim. Bunun için aşk konusunda uzmanlaşmaya gayret gösteriyorum, aşkla beraber aile içi iletişim konularına daha değişik bir pencereden bakmaya çalışıyorum, tabii ki bütün bunların hepsi uzun bir çalışmanın, araştırmanın ürünü olarak ortaya çıkıyor. En erken yazdığımız kitap en az 1 yıl alıyor. Toplumsal kaygıları da içinde barındıran kitaplar yazdığımız için yazmış olduğumuz eserlere dikkat etmeye gayret ediyoruz.



SORU: Kendine Bir İyilik Yap adlı kitabınız yoğun ilgi gördü. Peki kitaplarınızda söylediklerinizi siz gerçek hayatınıza yansıtabiliyor musunuz?
Kendine Bir İyilik Yap kitabının hikâyesi şu özellikle video çekmeye başladıktan sonra insanların manevi olarak bir boşlukta olduklarını gördüm. Bu manevi boşluğu doldurmanın en kolay yolu elbette onların duygularına tercüman olmaya çalışmak. Buradan yola çıkarak aslında hayat içerisinde her şeyin kendi iradeleriyle alakalı olduğunu, kendilerine bırakmamaları gerektiğini, kendilerine bıraktıkları zaman kendilerine hiç kimsenin yardımcı olamayacağını ve yine bu dipsiz çukurdan, bu dipsiz kuyudan kendi iradeleriyle çıkacaklarını görmelerini sağlamayı amaçladım. Çünkü insanlar hep başkalarını mutlu etmekten kendilerini ihmal ediyorlar. Kendilerini ihmal ettikten bir süre sonra psikolojik sıkıntılar, depresyonla bağlantılı bir takım problemler ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu yüzden ben onlara kendinizi ihmal etmeyin çünkü sevdiklerinizi mutlu etmenin yolu kendinizi ihmal etmemekten geçiyor, onu anlatmaya çalışıyorum. İşte bizim gerek aile yapımızda gerekse toplum yapımızda önce eşini değiştirmekle, çocuğunu değiştirmekle ömrünü tüketen annelerimiz babalarımız var. Daha sonra da kendileri tükeniyorlar. İşte bu tükenmişlik sendromu, sevgisizlik sendromuyla birleşince ortaya ciddi bir sorun çıkıyor. "Kendine Bir İyilik Yap" kitabını, bu durumların hepsine mantıklı cevaplar üretmek, doğru çözümler ortaya koymak, bunlarla alakalı gerek manevi gerekse maddi bir takım ürünleri ortaya koyarak harmanlamak olarak tanımlayabilirim. Normal kişisel kitaplarından biraz daha farklı olarak, manevi gelişim kitabı da denilebilir bu bağlamda.
 
"Kendine Bir İyilik Yap" kitabını hayatıma uygulayabiliyor muyum? Bununla alakalı olarak da şunları söyleyebilirim. Öncelikle tabii ki kendimize yazıyoruz. Kendimizi bu hayatın içinde bir yere getirmeye çalışıyoruz. Yaşamış olduğumuz sıkıntılara bizler de çözüm yolları arıyoruz. Aynı zamanda kitabı kendimiz için de yazıyoruz diyebiliriz. Hayatımıza dört dörtlük uygulayamıyor olsak bile bizler de bu işin peşindeyiz. Bu yolda ilerliyoruz diyebiliriz.

"YENİ BİR KİTAP GELİYOR!"

SORU: Zor bir soru soracağım. Tek bir kitap yazma şansınız olsaydı, muhtemelen mevcut kitaplarınızdan hangisini yazmış olurdunuz?
Eğer tek bir kitap yazma şansım olsaydı yazmış olduğum kitaplardan "Bana Aşkımızı Anlat" kitabını yazmayı tercih ederdim.


 
SORU: Ufukta yeni kitaplar var mı?
Elbette ufukta yeni kitaplar var. “Yalnız Değilim Tek Başımayım” diye bir roman çalışmam var. Yine gerçek bir hayat hikâyesi... Bu sefer bir erkeğin hayatını anlatıyoruz. Üç tane kadın hayatını anlatan; ‘Aşkın Peşinde’, ‘Annemi Beklerken’ ve ‘Mandalina Çekirdeği’’nden sonra ilk defa bir erkek hayatı olan bir kitap yazmayı düşünüyorum. Yine bir çocuğun gözünden anne ve babasının hayatını anlatan ‘Penceremdeki Yalnızlık’ romanım da rafta yazılmayı bekleyen kitaplarım arasında.
 
SORU: YouTube mecrasında sizi de son dönemde sık sık görüyoruz. Dijital platformda bir program yapmayı hiç düşündünüz mü?
Kesinlikle düşünüyorum fakat biraz da şartlarla alakalı bir durum malum gençlik spor daire başkanı olarak çalışıyorum. Yoğun bir iş programımız var. Bütün bunların içerisinde zor gibi görünüyor şu an. Ama ilerleyen süreçte mutlaka olmalı. Sosyal medya olmadan çalışmalarımızın yeterince reklamını yapabileceğimizin kanaatinde değilim, bu yüzden sosyal medyayı, YoutTube kanalımızı, Instagram’ı ve Facebook’u çok önemsediğimi ifade etmek isterim.

VE SON SÖZ...

SORU: Son olarak sosyal medyaya çok önem veren bir yazar olarak okurlarınıza neler söylemek istersiniz?
Okurlarıma şunu söylemek istiyorum. Bildirimler çığ gibi akıp geçiyor. Bunların içerisinde seçici olsunlar. Kendi dünya görüşlerine uygun olanları, tıpkı bir pergelin sabit ayağı gibi önce öğrensinler, sonrasında diğer farklı, kendileri dışında olan şeyleri tanımak için tıpkı bir dünyayı dolaşır gibi diğer ayakla da dünyayı dolaşsınlar. Ama önce onları ifade eden kendi değerleri kültürü, bu ülkenin özkültürü diyelim, onları öğrensinler daha sonra diğer ayakla da dünyayı öğrensinler istiyorum. Sosyal medyada elbette çok fazla zaman geçirmesinler, televizyonla çok fazla zaman geçirmesinler. Genelde kendilerini okumaya araştırmaya versinler. Mutlaka bir dil öğrensinler. Hayatın içerisinde zamanım yok sözünü hiç kullanmasınlar. Neler yapabileceklerine onlar bile şaşıracaklar. Şimdiden çok yük alsınlar. Aldıkları yükler, her biri ilerde inanılmaz güzel şeylere dönüşecek. Yük almaktan çekinmesinler, sorumluluk almaktan çekinmesinler. Psikolojilerini ve morallerini bozacak insanlara yeterince zaman harcadıktan sonra onlarla devam etmesinler. Antidepresan gibi kendilerini zehirleyen bir takım maddeleri de vücutlarına almasınlar. Sağlıklı bir bünyeye sahip olmak için spor yapmayı ihmal etmesinler. Spor yaparak hayatlarını güzelleştirsinler. Beyinlerine kalplerine hep olumlu mesajlar versinler ve aklını da kalplerine danışarak kullansınlar. Çok şey söylenebilir aslında. Ama bizi takip eden dostlara şunu söylüyorum her şey onların ellerinde. Onlar istediği zaman hayatta birçok şeyin üstesinden gelebileceklerdir Allah’ın izniyle. Yeter ki bu gücü yüreklerinde hissetsinler Allah da onlara harika yardımcılar gönderecektir.

Ercan Ertan / Özel Röportaj

 
MERAKLISINA…
Zekeriya Efiloğlu’nun tüm kitaplarına ulaşmak için tıklayınız.


YORUMLAR

  • 5 Yorum